Bu Blogda Ara

29 Mart 2020 Pazar

Sevgili Lisa günlükleri

 Günaydın,

Diyebilmek istiyorum bazı sabahlar kafeslerinden azat ettiğim şiirlerime,gün aysın bir an önce.
Sevgili lisa ;
Günaydın kelimesini uzun zamandır görmüyorum gözlerinde,acaba umudunu yitirdin mi ışık saçan güneşe ?

Günaydın,

Aslında gecenin gidişatı değiştiriyor gün parlaklık seviyesini,en son bir şelaleye bakarken söylemiştin yıldızların uzaklığını bana.
Hatırlamam gereken duygularımın yıldızlardan daha uzak olamayacağını benimsemem için.
Sevgili lisa, yıldızların uzaklığını hatırlamıyorum ama güneş saçan bakışlarını işlemiş bulunmaktayım anılarımın hazine sandıklarına.

İyi günler,

Kahvaltı yapmaktan hep nefret ederdin,güneş tepeden bakmadan bize bir türlü oturmazdın yanıma,fazla saygı diye düşünürdüm meğer güneşin utangaçlığına mahal vermemek için yapıyormuşsun.

Sevgili lisa;

Güneş hala tepede ama sen hiç görünmüyorsun yanımda,acaba çok uzaklardamı karşılıyorsun güneşin ipekten bakışlarını ?
Acaba benden uzaklaştığının ne zaman farkına varacaksın?

Bilmiyorum sevgili lisa ,

Benden aldıklarını geri vermek istemiyorsun galiba,bana bırakmak istediklerini hiç vermemiş olmanda destekler niteliğinde bu fikrimi.

İyi günler,

Günün tam bu saatinde yani üçle beş arasında çay vakti diye koşardın yanıma,şimdi tam o saatte sadece dumanlı bir arkadaş var yanımda çaya hiç dokunmuyorum.
toprağın en çok kahverengi olanını severdin,en çok gözlerinin rengine zıt olan oydu çünkü.
Hep 'bana benliğimi hatırlamamı ve zıtlığa aşkımı hatırlatıyor ' derdin her seferinde.

Şimdi segili lisa,

Ne toprağın rengi nede güneşin saçları bir türlü dolduramıyor senin yerini,bir türlü dindirmiyor asla görmeye dayanamadığın göz 'yaslarımı'.

Gitme,

Bu kelimeyi defterlerime ve şiirlerime defalarca yazmama rağmen bir türlü tutamadım seni şiirlerimde.
Ah sevgili lisa ;
Bir türlü alıştıramadım kendimi sensiz geçen gün aymalarına.Yoruluyorum uzun ağacın olduğu tepeye tırmanırken,sensiz uzun ağaç bir kısa geliyor gözlerime.

İyi geceler ,

Bu ibareyi hiç kullanmazdın,hiç sevmezdin belkide.
Gece güzel ama bir türlü yüzünü görmemi engelleyemezdi.
Sen ise ' gece senin kadar gizemli değil,sen daha uzunsun geceden 'derken bile gözlerinde aydınlanırdım ben.

Sevgili lisa;

Ben artık sabahı geceyi ve gün ortasını hatırlamak istemiyorum,ben sadece bilmeliyim ki kendimi sana adadım günün her saatinde.
Mevsimlerin ve saatlerin olmadığı yere gidişinden beri hala yazmaya devam ediyorum mektuplarını.

Geri dönmen dileğiyle..

Sevgiler ve bir dolu aşk,                   Şair.....

19 Kasım 2019 Salı

Uzun zamanın ardından

Uzun bir bekleyiş bitiyor sonunda,çıkarıyorum zamansız bütün kışlık duygularımı ,hatırlar gibitim ağlamayı.
Elimden geldiğince kullanıyorum vaadedilen bütün imkanları kendi kendime okuyorum isimsiz yazarların isimsiz kitaplarını,öyküler artık acımasız geliyor.
Zoraki bir bekleyişte kaldım uzun zamandır, defterlerimde biriktiriyorum her tarzda şiiri ve anlatmıyorum hiç kimseye kırmızı gelinciklerimi, söylemiyorum gittiklerini.

İşin aslı yaşlı çınar, ben hala bir gölgede seviyorum güneşi, hala bir kaya oyuğunda arıyorum yeşil başlı engerekleri, kendi habitatımımda bir kaç canlı kalmış, hala özlüyorum yeşili.

Gidişlerinin üzerine sevgili lisa , özlemek kelimesini bilimsel araştırmalarda duyuyorum sadece , şiirlerime dahil etmek istesemde seni,ölüyorsun sevgili lisa.
Aklımda bir kaç cümle daha var fakat yazamam bir çekirgenin rüyasını ,üzgünüm şu an gülmek için ağlıyorum...

1 Ekim 2018 Pazartesi

BİRİKMİŞLER


Birikti içimde hala dolmayan sevgi ;
''
Kışkırtıyor üzerime yağınca yağmur taneleri beni,kalbimin
en derin yerlerinde sırlar olmasa da zaman bir sır gibi büyüyor içimde
Yalnızlığın verdiği acı mı desem yoksa kış mevsiminin soğuğu mu sebep oluyor bilemedim ellerimdeki yanmaya
ama her neyse bir an önce bitmeli çünkü sıcak bir kalbi henüz tutmadı ellerim
Vel hasıl kelam asıl mesele bir an önce uyanmakta uyudukca huysuz biri oluyorum çünkü
kırabilirim lavantaların kalbini ve bu hiç hoşuna gitmez toprak ananın e o küserse nasıl yürürüm sana
Taş olmuş mu sahi şahmeranın kalbi,öyle derlerdi eskiden,gerçi insan sevdikçe sürünür derler yahu bu
insanlar koca şahı meran yaptılar da kendilerini hala kibirden kurtaramadılar
Neyse konu dağıldı uyku bastırdı galiba biraz huysuzluk var üzerimde gerçi koalalar da uyuyor
ama hiç bırakmıyorlar ağaçları,ben uyuyunca yatak bile bazen acı veriyor bana uyumasam mı acaba?

Kırmızı olunca dolunay altında durmuştum o gece,tam ağlamaya başlayınca yağmur yağdı bende dedim ki'
bulutlar bile ağlıyor yokluğuna,yok oluşuma'meğer sadece mevsimi yağmurun,ben hala hayal dünyasında
hala uykuda..

HIRSIMI ALAMADIKÇA KALBİMİN DERİNLİKLERİNDE KALAN BİR PARÇA PIHTILAŞMIŞ SEVGİ İLE YAŞIYORUM UYKUDA...


Nisan ayı geldi gene,ağaçlar artık yeşil ve erikler dallarında büyüyor,ev aynı,sokak aynı,mevsimde bile her şey aynı ama hala
sen yoksun,bu çok farklı bir acı ve parmağına kıymık batmış bir fil kadarda tehlikeli aslında kalbim için.
Yanıyor...
Ne diyebilrim ki bu ateşe,sönmeye hiç niyeti yok gibi yanıyor alev alev,erimek neymiş öğrendim şimdi...

Öğrendim ki kalbimin yerinden sökülmesi son vermiyor hayatıma aksine daha fazla 'can' kaybı sağlıyor bana.
Öğrendim ki bütün vücudum yara bere içinde kalsa da ölmüyor insan,ölen içindeki olur her zaman...

Kişilik kaybından olsa bu vücudumda ki kan kaybı,hala bulamadım ki gözlerimde ki siyahımsı akı,işin aslı bu bir akıl...

Zirvede kalabalık bir hayatım varmış dıştan,öyle bakınca güneşe göremiyor insan neler dönüyor hayatında diye,düşündükçe anlıyor
insan neden yalnız olduğunu ve kurtulamıyor nedense gönlüm kanlı ellerinden...

Kırık bir kalp ile yaşamak zorunda olmadığımı anladığım zaman her şey değişti benim için,züğürt bir gönlün zengin olması kendime getirdi desem daha
doğru olur aslında.
Ne diyebilirim ki '' siyah geceler hala benim''

Yıldızlı gecelerde bile karanlıktı gönlüm benim,kalbimi bile bulamıyor en güzel sesin,halbuki ben yoktum daha dün bu gün de kendimdeyim...
Kırmızı da aslında iyi bir detay gözlerimde,ince ince kırışıklık kırmızı gömleğim de,yaşlandıkça ceketim yıpranıyor yakası,yakalasam yıldızları
aslında ellerimle,bulacağım kendimi,özüm gözlerinde asılı...

Ne istemeliyim senden bilemiyorum,kitaplarla konuştuğum zaman gayet iyi çarpıyor kalbim.
Düşük frekansta duyabiliyorum sesini,gramofon da çalan sessizliğin ezgisini...


Göz kapaklarımın ağırlığını ölçemiyorum sabahları,uyandığım sabahlar kadar hafif değil hayaller,bir mısır koçanında mı kaldı şimdi en masum
rüyam ?



17 Eylül 2018 Pazartesi

Sormadın Nefesime

Sormadın giderken nefesime hiç,acaba dayanır mı ciğersiz yaşamaya diye.
Yormadın severken hiç çünkü sevmedin beni ve kalbimi ayrı ayrı,asılı kaldım tırnak ile ayırdığım cümlelerde.

Ölümsüzlük olsa gerek kendimde gördüğüm rüyalar,uykularımı hesaba katmazsak aslında hiç mutlu değilim geceleri,yalnızlık aslında bu bendeki sevimsizlik hissi,sevilmemek gibi geliyor birazda,yok olmak gibi aslında.

Sormadın giderken hiç ellerime,mutsuzluğu tutmak zorunda bıraktın her gün onları,onsuz olmak diye başladığında söze,bütün dünya sussun istedim ve tutsun ellerim sensiz diye geçen bütün şiirleri.

Ölmemek bence bu bana olan,hiç ölememek gibi ama aslında her an nefesini hissetmekten vaz geçmek,birazda hapis kalmak ölümün kollarında ölümsüz olduğu halde sevgim,sensiz diye geçen bütün ölümsüz eserleri öldürmek.

Sormadın severken beni hiç,kalbimi bu işe alet etmeden önce sormalıydın bütün bir toz tanesine,bir kaç şiir okumalıydın yada.
Ağaç dallarına bile danışabilirdin benim için,yeşil gözleri olanlar yılanlar bile söylerdi nasıl seveceğimi,nasıl sen olacağımı anlatırdı bütün yeşil şeyler.Bütün bir alem seni mi yarım bıraktı ?

Gidiyorum diyemiyorum ben,gidebilsem zaten hiç olmazdı gözlerim,hiç susmazdım gece gündüz,yıldızlara  anlattığım her şey ortaya çıkardı ve sen ağlardın.
Ben ağladım çünkü sen gidince yada daha doğrusu beni öldürünce,cesedimin yanında gece gündüz ağladım,ağladım ve sel 'oldum' sen olmadan hemen önce...

Sorma artık beni,ben yirmi beş yılı da alıp çocukluğuma gidiyorum...

28 Ocak 2018 Pazar

Umursamaz Bir '100' İfadesi

Aman Allah'ım bu nasıl bir şeydir böyle,adım attığım zaman borçlu kalıyorum.
Ah ulan lidyalılar ne vardı sanki para bulacak gidin uçan bir gemi falan bulun yada ne biliyim abi elektrik falan bulun  ama gidipte neden insanların yüzünde umursamaz bir ifade bırakmaya sebep olacak bir şey bulursunuz ki ?

Bakınız ilk para;

Bu ne ya arkadaş bu nasıl bir can sıkıntısı ki gittin bir tane altın plaka üzerine desen falan yaptın ?
Tamamen saçmalık yani sen o kadar uygarlaş sonra dünyanın şeyini 'bir' tane vererek elde edebileceğin bir metaryal bul sonra 'aaaaa bak bu PARA ' de sende '' tamam hadi o zaman KAPİTALİZM' de sonra dünya BOM.

Diğer taraftan insanlar bununla yetinmemiş ve ne yapmış bu demir çok ağır hadi o zaman bunu değerli bir kağıt üzerine daha fazla değerli kılmak için basalım ve ne olmuş Çinliler yapmış
İlk kağıt para bu olabilirmi ya bu neeeeeeeeeeeee ?

Neyse tabi bizde tarih boyunca para basmışız çok fazla çeşit olduğu için baş-orta son olan bir görsel;
Şimdi diyeceksiniz ki neden bu konu para geldi e hani uçak vardı falan,işte asıl mesele şu insanlar artık '100' lerinde umursamaz bir tavırla bakıyor dünyaya,herkes rakamlar ve renkler ile bir şeyler kanıtlamaya çalışıyor ve buda insanların ruhunu emiyor.

Neyse konumuz burda bitiyor ben azıcık sinirliyim bu para mevzusuna neden?

Ç
ÇÜ
ÇÜN
ÇÜNK
ÇÜNKÜ
ÇÜNKÜ B
ÇÜNKÜ BE
ÇÜNKÜ BEN
ÇÜNKÜ BEND
ÇÜNKÜ BENDE
ÇÜNKÜ BENDE P
ÇÜNKÜ BENDE PA
ÇÜNKÜ BENDE PAR
ÇÜNKÜ BENDE PARA
ÇÜNKÜ BENDE PARA Y O K...............................................

Ama yüreğim gayet zengin hadi benden size birer tane GTR bide TRİPLEX hadi hayırlı olsun


26 Ocak 2018 Cuma

Günler Geçiyor

Bu gün farkettim ki günler çok hızlı geçiyor,daha bir yıl önce nerdeydim şimdi nerdeyim örnek verecek olursam bir yıl önce burdayken
şimdi ise daha sıkı bir çalışma ile geldiğim yer tam olarak yani tam olarak busarı;
evet yazıhaneye geçtim yani aslında geçtim de ne oldu diye düşünüyorum ama mutluyum sonuçta günümüz şartları ile bir iş yerinde 8 saat  çalışıp dolgun denebilecek bir ücret alıp gün içinde işlerinizi görebiliyorsanız o gayet güzel ve gerçekten' iş ' diyebileceğiziniz bir vasıftır.

şimdi gelelim eski zamanlara yani çalışmadan önceki hallere ne yapıyordu bu çocuk derseniz tam olarak bu;
şaka şaka bu da hostluk dönemleri sonuçta kişilik olarak bana gayet uygun bir ortam işte asıl gerçek eski ben 
neyse bu fotağrafa çok takılmayın çılgın dönemler bunlar ve mutlu zamanlar kafamız güzel değildi ama dünyamız güzel

Şimdi asıl meseleye gelelim 
Uçak aldım beyler bayanlar,inanmayanlar birazdan resmini koyacam o zaman yüzlerinizde ki ifadeyi merak ediyorum gerçi çoğunuz bunu yalanlıycak ama önemli değil bana ulaşın gezdireyim sizi bir kaç tur sonuçta mazot falan kullanmıyor meret bildiğin zippo kullanıyor ama uçarken azıcık sol aksan tekkliyor bi ustaya gösterecem nasip olursa
işte benim uçağım;
dada dada dadaaaaaaaaaaa 

Neyse bu kadar mevzu yeter bu bir deneme yazısıydı baktım beğendiniz hep böyle yazarım kapiş 
hadi allaha emanet olun kapayın gözlerinizi 

BUNLARIN HEPSİ BİR RÜYA...

24 Aralık 2017 Pazar

Hüzne Veda

Mürekkep kesesinin içinde sakladığım için kalbimi,biraz siyah görünüyor
Bir kağıda koyunca kalbimi anlarsınız asıl 
O zaman görürsünüz kalbimin sesini ve ben kanatlarım göürününce kalbim
Eskileri yad ederken hep hüzün hep yalnızlık geliyor aklıma,bu yalnızlık ne kötü ki;her günüm gri geçiyor.

Bitmişliğn resimleri odamın her yerinde asılı,kazandığım hiç bir şeyi bulamıyorum evimde,ayanaya bakınca yanağımda ki ben harici bir 'bensizlik' var yüzümde,kırmızı kurdale hala bağlı gözümde.

ilk adımım su için mutfağa,nedense bardak hala yok yerinde ve bir kırmızı kağıt elimde,yazıyorum gökyüzünde.Mıh gibi çakılmış kalmış ismin kalbime her anıda sen çarpıyorsun ben ağlamak için bile hatırlamaya korkuyorum seni,gittiğin yolları bile silmişken caddemden sen hala girmeye çalışıyorsun şehrime.

Git be kadın özgür bırak beni
Yoksa sevemem beni seven bir meleği
Bırak ellerimi hadi,bırak artık tenimi
Ben sevmek istiyorum derin derin gözlerini
Ben onu istiyorum,sen bırak ben ona gidiyorum...

Sevgili Lisa günlükleri

 Günaydın, Diyebilmek istiyorum bazı sabahlar kafeslerinden azat ettiğim şiirlerime,gün aysın bir an önce. Sevgili lisa ; Günaydın kelim...